Gıda ile Temas Eden Geri Dönüştürülmüş Plastik Materyallere İlişkin Komisyon Tüzüğü Hakkında Bilgilendirme

Meclis Danışmanı Hasan Salih Acar ve Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kodeks ve Yem Mevzuatı
Daire Başkanı Selim Kaplan tarafından konuya ilişkin bilgilendirmeler yapılmıştır. Yapılan
bilgilendirmede, ambalaj sektörüne yönelik çevre ve insan sağlığı temelli eleştirilerin büyük ölçüde
plastik kullanımına odaklandığı ifade edilmiştir. Aynı zamanda, mevzuata uygun şekilde üretilen ve
kullanılan ambalajların çevreye bilinçsiz şekilde terk edilmediği sürece çevre kirliliğine yol açmadığı
belirtilmiştir. Deniz ve okyanuslardaki plastik atıkların önemli bir bölümünün ambalajlardan değil,
balıkçılık ekipmanları ve benzeri plastik kökenli ürünlerden kaynaklandığına ilişkin ulusal ve
uluslararası raporlara atıfta bulunulduğu belirtilmiştir.

Sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi hedefleri doğrultusunda yapılan değerlendirmelerde,
ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanmasının geri dönüşüm sistemlerinin temelini
oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu çerçevede, Türkiye’de kaynağında ayrı toplama sistemlerinin
henüz istenilen seviyeye ulaşmadığı, mevcut durumun geri dönüştürülmüş malzemenin kalitesi ve
güvenliği üzerinde doğrudan etkili olduğu ifade edilmiştir. Geri dönüştürülmüş plastik kullanımının
artırılmasına yönelik hedeflerin, ancak etkin bir toplama ve ayrıştırma altyapısı ile mümkün
olabileceği belirtilmiştir.

Avrupa Birliği mevzuatına ilişkin yapılan bilgilendirmede, Avrupa Birliği’nin gıdayla temas eden geri
dönüştürülmüş plastikler konusunda ayrı ve özel düzenlemeler getirdiği, bu düzenlemelerin PPWR
(Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü) ile birlikte ele alındığı ve halen revizyon sürecinde olduğu
ifade edilmiştir. Uygulamaların tek seferde değil, 2026, 2028 ve 2030 yıllarını kapsayan kademeli
geçiş takvimleriyle hayata geçirilmesinin öngörüldüğü belirtilmiştir. Ayrıca, Avrupa Birliği üye
ülkeleri arasında dahi uygulamada farklılıklar bulunduğu, bu durumun mevzuatın henüz tam
anlamıyla oturmadığını gösterdiği dile getirilmiştir.

Geri dönüşüm türlerine ilişkin teknik değerlendirmelerde, sektör temsilcileri tarafından üretim içi
geri dönüşüm olarak tanımlanan PIR (Post-Industrial Recycled) malzemelerin mevzuat açısından
sorun teşkil etmediği ifade edilmiştir. Ancak bu tür geri dönüşümün teknik sınırlamalar nedeniyle
genellikle %5–15 seviyelerinde kaldığı ve daha yüksek oranlara çıkmasının mevcut teknolojiyle
mümkün olmadığı belirtilmiştir. Kimyasal geri dönüşüm konusunda ise Türkiye’de kapasitenin
oldukça sınırlı olduğu, ağırlıklı olarak polyester bazlı çalışmalar yapıldığı ve mevcut kapasitenin
hem ambalaj hem de tekstil sektörünün ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğu ifade edilmiştir.
Tüketici sonrası geri dönüşüm (PCR – Post-Consumer Recycled) alanının en sorunlu başlık olduğu
toplantıda ayrıntılı şekilde ele alınmıştır. Kaynağında ayrı toplama sistemlerinin yetersizliği
nedeniyle gıdaya uygun olmayan plastiklerin sisteme karışma riskinin bulunduğu, bu durumun
hem ürün güvenliği hem de izlenebilirlik açısından ciddi zorluklar yarattığı belirtilmiştir. Bu
kapsamda, kaliteli PCR hammaddesine erişimde yaşanan sıkıntılar nedeniyle ithal geri
dönüştürülmüş malzeme kullanımının gündeme geldiği ifade edilmiştir.

Avrupa Birliği mevzuatı çerçevesinde yapılan açıklamalarda, Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcisi
Selim Kaplan tarafından, geri dönüştürülmüş plastiklerin gıdayla temasında EFSA onayının gerekli
olduğu, ancak bu onayın tek başına yeterli kabul edilmediği belirtilmiştir. Avrupa Birliği’nde ayrıca
merkezî bir tanıma ve yetkilendirme mekanizması bulunduğu, bu mekanizma kapsamında yalnızca
EFSA onaylı değil, aynı zamanda yetkili otorite tarafından tanınmış süreçlerin kabul edildiği ifade
edilmiştir.

Selim Kaplan tarafından yapılan bilgilendirmede, Türkiye’de bu alandaki yetkili otorite eksikliğinin
giderilmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Avrupa Birliği mevzuatıyla büyük ölçüde
uyumlu bir taslak düzenleme hazırlandığı belirtilmiştir. Bu kapsamda, EFSA listesinde yer alan 22
geri dönüşüm tesisinin Bakanlık tarafından denetlendiği, denetimler sonucunda uygun bulunan
tesislerin yer aldığı bir listenin oluşturulduğu ifade edilmiştir. Ayrıca, Avrupa Birliği nezdinde
Türkiye için temas noktası olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bildirildiği belirtilmiştir.
İhracat boyutuna ilişkin değerlendirmelerde, kamu temsilcileri tarafından ihracatın aksamaması
amacıyla kısa vadede geçici ve hızlı aksiyonlar alındığı ifade edilmiştir. Mevcut durumda ihracat
açısından ciddi bir engel öngörülmediği, ancak Avrupa Birliği’nin 2026 yılında Türkiye’ye yönelik
bir denetim ziyareti planladığı bilgisi paylaşılmıştır. Bu denetimlerin özellikle dekontaminasyon
yapan geri dönüşüm tesislerine ve kaynağında toplama süreçlerine odaklanmasının beklendiği
belirtilmiştir.

Toplantıda, geri dönüşüm ve dekontaminasyon tesislerinin teknik altyapılarının büyük ölçüde
Avrupa Birliği beklentilerini karşıladığı, izlenebilirlik ve temizlik süreçlerinin tesislerde uygulandığı
ifade edilmiştir. Buna karşın, kaynağında toplama konusunun Avrupa Birliği denetimlerinde en
kritik ve en fazla eleştiri alan başlık olmasının muhtemel olduğu değerlendirilmiştir.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak mevzuata ilişkin olarak Selim Kaplan
tarafından, üniversiteler, meslek kuruluşları ve sektör paydaşlarından çok sayıda görüş ve
eleştirinin Bakanlığa iletildiği aktarılmıştır. Bu görüşlerin; kaynağında ayrı toplama sisteminin
yetersizliği, gıdaya uygun olmayan plastiklerin sisteme karışma riski, yeni teknolojilerin mevzuatta
nasıl değerlendirileceği, kimyasal depolimerizasyon süreçlerinin taslakta yeterince yer almaması
ve ithal ürünlere tanınan muafiyetlerin kapsamı gibi başlıklarda yoğunlaştığı belirtilmiştir.
İthal ürünler konusunda özellikle Avrupa Birliği listesindeki tesislerden gelen ürünlere tanınan
muafiyetlerin, Avrupa Birliği dışındaki ülkeler için (özellikle ABD) tanınmamasının eleştiri konusu
olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca izlenebilirlik, etiketleme ve denetim mekanizmalarına ilişkin
detayların daha net tanımlanması gerektiği yönünde görüşlerin iletildiği belirtilmiştir. Taslağın
nihai hale getirilmeden önce tüm bu görüşlerin değerlendirileceği ifade edilmiştir.

Gelen görüşler arasında Türkiye’ye yönelik “çöp ithalatı” algısına da değinilmiştir. İthal edilen
malzemelerin “çöp” niteliğinde olmadığı, geri dönüşüme uygun, ayrıştırılmış ve sanayi için stratejik
ham madde olduğu vurgulanmıştır. Geçmişte yaşanan bazı olumsuz uygulamaların kamuoyunda
yanlış algılara neden olduğu, ancak mevcut durumda bertaraf ve enerji geri kazanım altyapılarının
önemli ölçüde geliştiği ifade edilmiştir.

Kaynağında ayrı toplama ve depozito sistemi konusundaki değerlendirmelerde, Avrupa Birliği’nin
gıdayla temas eden plastikler için temiz ve ayrı toplama şartı getirdiği, ancak Türkiye’de mevcut
belediye toplama sistemleri ve depozito uygulamalarının henüz bu ihtiyacı karşılayacak seviyede
olmadığı belirtilmiştir. Mevcut depozito sisteminin tek başına yeterli miktar ve kalite sağlamasının
mümkün olmadığı, bu nedenle önümüzdeki dönemde en kritik başlığın kaynağında ayrı toplama
olacağı vurgulanmıştır.

Sektör temsilcileri tarafından, Avrupa Birliği tarafından yapılacak olası olumsuz bir denetimin
ambalaj ve gıda sektörlerinin ihracatını ciddi şekilde riske sokabileceği ifade edilmiştir. Özellikle
mekanik geri dönüşüm yoluyla elde edilen plastiklerin gıdayla teması konusunda çok sıkı denetim
ve izlenebilirlik gerekliliklerinin bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca Türkiye’nin yüksek oranda plastik
ham madde ithalatçısı olduğu, geçiş sürecinde belirli esnekliklere ihtiyaç duyulduğu ve müşteri
taleplerinin geri dönüştürülmüş içerik kullanımını zorunlu hale getirdiği ifade edilmiştir.
Toplantının sonunda yapılan genel değerlendirmede, gıda ile temas eden geri dönüştürülmüş
plastiklere ilişkin mevzuat çalışmalarının hem gıda güvenliği hem de ihracatın sürdürülebilirliği
açısından kritik öneme sahip olduğu belirtilmiştir. Kaynağında ayrı toplama sisteminin
geliştirilmesinin öncelikli konu olduğu, kamu kurumları, sektör temsilcileri ve sivil toplum
kuruluşlarının eşgüdüm içerisinde çalışmasının gerekliliği vurgulanmıştır. Mevzuat sürecinin şeffaf
şekilde yürütüleceği ve paydaşlardan gelen katkılar doğrultusunda şekillendirileceği ifade
edilmiştir.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak mevzuata ilişkin Bakanlık tarafından
toplanan görüşlerin değerlendirilmesinin ardından TOBB ev sahipliğinde bir çalıştay
düzenlenmesine karar verilmiştir.