Avrupa Birliği’nin Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü (PPWR – Regulation (EU) 2025/40),
12 Ağustos 2026 itibarıyla genel olarak uygulanmaya başlıyor. Uzun süredir konuştuğumuz
PPWR açısından artık hazırlık döneminden uygulama dönemine geçiyoruz.
CERTILOOP Genel Müdürü ve bir Çevre Mühendisi olarak, plastik ambalaj sektörümüz
açısından bu yeni dönemde özellikle üç başlığın öne çıktığını düşünüyorum: endişe verici
maddeler ve uygunluğun teknik olarak gösterilmesi, geri dönüşebilirlik ve geri
dönüştürülmüş içerik.
1. İlk gündem: Endişe verici maddeler, teknik dosya ve AB Uygunluk Beyanı
PPWR Madde 5 kapsamında ambalajlarda bulunan endişe verici maddelerin (Substances of
Concern – SoC) varlığının ve konsantrasyonunun en aza indirilmesi öngörülürken; kurşun,
kadmiyum, cıva ve altı değerlikli kromun toplam konsantrasyonu için 100 mg/kg sınırı
korunuyor.
Özellikle gıda ile temas eden ambalajlarda 12 Ağustos 2026 kritik bir tarih. Bu tarihten
itibaren PFAS içeriği PPWR’de belirlenen sınır değerlere eşit veya bu değerlerin üzerinde olan
gıda ile temas eden ambalajların piyasaya arz edilmesi yasaklanıyor. Bu nedenle firmaların
PFAS ve ağır metal gerekliliklerini ürün ve ambalaj aileleri bazında değerlendirmesi ve gerekli
teknik kanıtları oluşturması gerekiyor.
Ancak PPWR açısından uygunluk yalnızca test raporu almak anlamına gelmiyor. Üretici,
ambalajın Madde 5 ila 12’deki uygulanabilir gereklilikleri karşıladığını göstermek üzere teknik
dokümantasyon hazırlamak ve AB Uygunluk Beyanı (EU Declaration of Conformity)
düzenlemekle yükümlü.
Teknik dokümantasyon; ambalajın tanımı ve kullanım amacı, tasarımı, malzemeleri, uygulanan
standart ve teknik spesifikasyonlar, değerlendirmeler ve test raporları gibi uygunluğu
destekleyen bilgileri içermeli. Dolayısıyla 12 Ağustos 2026 sonrasında yalnızca
“ambalajımız uygundur” demek yeterli olmayacak; uygunluğun teknik olarak
gösterilebilir ve dokümante edilmiş olması gerekecek.
2. Geri dönüşebilirlik: 2030’a hazırlık bugünden başlamalı
PPWR’nin plastik ambalaj sektörünü en fazla dönüştürecek alanlarından biri geri
dönüşebilirlik olacak.
2030’dan itibaren ambalajlar Design for Recycling (DfR) kriterleri doğrultusunda
değerlendirilecek ve geri dönüşebilirlik performanslarına göre A, B veya C sınıfında yer alacak.
Performansı %70’in altında kalan ambalajlar teknik olarak geri dönüştürülemez kabul edilecek
ve piyasaya arzları kısıtlanacak.
Değerlendirmede yalnızca ana malzeme değil; etiketler, sleeve’ler, kapaklar, yapıştırıcılar,
renkler, bariyer ve kaplamalar, baskı mürekkepleri ve malzeme kombinasyonları gibi birçok
unsur dikkate alınacak. 2035’ten itibaren ise “recycled at scale”, yani ambalajın ölçekli
olarak gerçekten geri dönüştürülüyor olması da değerlendirmeye eklenecek.
Bu nedenle 2030 uzak bir hedef olarak görülmemeli. Bugün verilen tasarım, Ar-Ge, makine ve
malzeme kararları, firmaların 2030 sonrasındaki Avrupa pazarına erişimini doğrudan
etkileyecek.
3. Geri dönüştürülmüş içerik: Kullanmak kadar doğrulamak da önemli
PPWR’nin üçüncü önemli başlığı plastik ambalajlarda asgari geri dönüştürülmüş içerik
oranları. 2030’dan itibaren ambalaj türüne göre farklı asgari oranlar uygulanmaya başlayacak
ve 2040’ta bu oranlar daha da yükselecek.
Bu dönüşüm kaliteli geri dönüştürülmüş plastik hammaddenin stratejik önemini artırırken
Türkiye için de önemli bir fırsat yaratıyor. Ancak önümüzdeki dönemde yalnızca geri
dönüştürülmüş hammadde kullanmak yeterli olmayacak. Geri dönüştürülmüş içeriğin
kaynağının, miktarının ve tedarik zinciri boyunca izlenebilirliğinin güvenilir biçimde
ortaya konulması giderek daha önemli hale gelecek.
Bu nedenle geri dönüşüm proseslerinin doğrulanması, geri dönüştürülmüş içeriğin
izlenebilirliği ve bağımsız doğrulama mekanizmaları hem geri dönüşüm sektörü hem de plastik
ambalaj üreticileri açısından önem kazanacak.
PPWR ayrıca 2030’dan itibaren ambalajın ağırlık ve hacminin, işlevini yerine getirmek için
gerekli minimum seviyeye indirilmesini öngörüyor. Üreticilerin ürün koruma, üretim, lojistik,
hijyen ve güvenlik gibi kriterleri dikkate alarak ambalaj minimizasyonunu da teknik olarak
değerlendirmeleri gerekecek.
12 Ağustos bir başlangıç
Türk plastik ambalaj sanayisi Avrupa’nın önemli tedarikçilerinden biri. Bu nedenle PPWR’yi
yalnızca yeni bir mevzuat yükü olarak değil, rekabet gücümüzü belirleyecek yeni bir pazar
koşulu olarak değerlendirmeliyiz.
2030 hedefleri elbette önemli; ancak sektörümüz açısından ilk eşik 12 Ağustos 2026.
Firmaların ürün portföylerini, teknik dosyalarını, test planlarını, tasarım kriterlerini ve
hammadde tedarik zincirlerini bugünden PPWR perspektifiyle değerlendirmeye başlamaları
gerekiyor.
CERTILOOP olarak, SEPA ile yürüttüğümüz iş birliği kapsamında sektör firmalarının
bu dönüşüme hazırlanmasına destek oluyoruz. PPWR uyum çalışmalarının yanı sıra geri
dönüştürülmüş içerik, geri dönüşüm proses izlenebilirliği ve geri dönüşebilirlik
alanlarındaki bağımsız belgelendirme çalışmalarımızda SEPA üyelerine özel avantajlar
da sunuyoruz.
Önümüzdeki dönemde Avrupa pazarında farkı yaratacak olan, PPWR’ye yalnızca zamanında
uyum sağlayanlar değil, bu dönüşüme erken hazırlananlar olacaktır.
Yağmur Cengiz Eroğlu
Genel Müdür
CERTILOOP Yeşil Dönüşüm Sertifikasyon Hizmetleri A.Ş.